9.2
Türkiye sallanıyor. Anadolu’yu vatan yapanlar, bu topraklarda 1000 yıldır hükümranlık sürenler sonsuza kadar var olacak bir Türk hâkimiyetini düşünmüşlerdi. Fikirler, idealler günlük değildir. Tarihin üzerine yüklediği misyonu bilen ve ona göre davranan Türk yönetim kadrosu, ara sıra, bazen sıkça içeriden tökezlenmiştir. Bunun adına ne derseniz deyin sizi çıkaracağı nokta büyük ata Atatürk’ün söylemiş olduğu cümlede özetleniyor; “iktidar sahipleri gaflet, delalet hatta ihanet içerisinde bulunabilirler.”
Türkün kahramanlıklarla dolu tarihinde ne yazık ki beyaz sayfalarına kara lekeler düşüren yönetici tipleri de olmuştur. Damat Ferit örneğinde olduğu gibi insanın mensubu bulunduğu millete neden ihanet ettiği tartışma konusu olabilir. Ancak tartışılmayacak tek nokta, ihanetin ihanet olduğu, gaflet ve delaletin insanı hainlerle bir potada erittiği gerçeğidir.
Büyük Türk milletini bir türlü kafesleyemeyenler, bu kadar büyük bir milletin, coğrafyanın ancak lokma lokma edilmesi gerektiğini düşündüğünden, ülkemizin bölgelere ayrılması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Uzun yıllardır bu amaçlarına ulaşmaya çalışanlar son 7 yıldır kendi istekleriyle örtüşen bir parti bulmuşlardır. Çevremizde oynanan ucuz ve pis oyunlara bakarsak emperyalist güçlerin girdiği yerlerde, demokrasi, kalkınma, insanlık, yardım adı altında işgal planı yürütülmektedir. Bu sebepledir ki sorgulamayan, mücadele etmeyen, her olumsuzluğu Allahtan bilerek “kader böyleymiş” diye kabullenen bir toplum oluşturarak, mücadeleden uzak, teslimiyetçi bir toplum yapısına erişmektir.
Bu amaçlarla hareket eden emperyalizmin bu dönemki adı “yeni dünya düzeni”nin öncüsü, ülkemizde milli devlet ve Üniter yapıdan ayrılıp, gerçekleştirilmeye çalışılan yeni devlet uygulamalarını desteklemektedir.
Etnik minval üzerinde gidenler, farklılıklar zenginliğimizdir diyerek milleti ayrıştırmaktadırlar. Her farklı olanı yaldızlayıp ortaya salmak, farklı olanları birbirinden ayıracaktır. Oysa farklılığını koruyup millet içinde bütünleşen farklılıklar birlik ve beraberliği getirecektir.
Bugün ülkede sonuç alınmamış birçok operasyon yapılmaktadır. Hala operasyonlar ve davalar sürüyor. Ülkemiz fokur fokur kaynayan bir kazan gibi, toplumun huzuru yok. İşçiler sokakta, yeni işten çıkanların sağlık bakım hakları 10 günle sınırlanmış, sosyal devlet lafta kalmış. Milletin sahip olduğu değer yargıları değiştirilmek istenmekle birlikte, bir zihniyet değişimi dayatılmaktadır. Bunu başarmak için asıl operasyon Türkiye Cumhuriyeti Devletine yapılmaktadır. Şayet bunu adlandırmak gerekirse, adı “9,2 operasyonu” olabilir.
9.2 operasyonunun amacı, yüzyılların ona kazandırdığı “asker millet” genetik kodunu kırarak, değerler kargaşası yaratıp, bağımsızlık karakterini taşıyan Türk milletini teslimiyetçi tavra sevk ederek Haçlı isteklerinin gerçekleştirilmesidir. Millet umutsuzluğa itilerek, çaresizliğe mahkûm edilmek istenmektedir.
İşsizlik, açlık, yoksulluk, yolsuzluk sorunu; emeklilerin, işçilerin, memurların sorunları; küçük esnafın sanayicinin sorunları; çiftçinin, hayvan üreticisinin sorunları ve daha birçok temel mesele, büyük sorunlar ortadayken, suni bir açılım gündeme getirilerek gereksiz yerlerde başkalarının istekleri doğrultusunda hareket edilmektedir. Ülkemiz açık poligon haline gelmiştir. Ülkemizde, yabancıların isteklerinin uygulandığı, aydınların dışarıdan gelen hiçbir şeye elek vurmadan içeri girmesine izin verdiği bir konum hüküm sürmektedir.
Bu ülkede;
TSK’nın lağvedilmesini, katilbaşının serbest bırakılıp ev hapsine alınmasını isteyen idrak ve izan yoksunu insanlar vardır,
Ermenilerden özür dileyen, Cumhuriyetin değerleriyle ve kazanımlarıyla alay eden, Türklüğü yok sayan, Avrupalılığı ya da Batıcılığı uygarlık seviyesi olarak gören idrak yoksunları vardır,
Yargı reformu adı altında yargının siyasallaşmasına ön ayak olan, aynı zamanda anayasanın değişmesini savunan ama gerçek niyetlerini saklayan maskeliler vardır,
Vatandaşın, Ordusuna, adaletine, resmi kurumlarına güvenini yitirmesi için çalışan, yöneticiler, aydınlar vardır.
Ülkemizde yapılanların, yapılmak istenilenlerin kimler tarafından gerçekleştirildiğini düşünürken, bir AKP milletvekilinin açıklaması cevabın bulunmasına sebep oldu;
“Biz hükümetiz, bizim istediğimiz olur.”, “Bizim istemediğimiz hiçbir şey olmaz.” Biz kim ya da kimler diye cevap ararken, AKP milletvekili “Biz istemeden hiçbir şey olmaz.” Diyerek bir gerçeği tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.
Fazla söze ne hacet, yorum siz değerli okuyuculara ait…
Sağlıcakla kalın!