13.12.2009 Pazar günü Yazete.com sitesinde yayımlanan Cihan’in “Çin’de rekora koşuyor” başlıklı haberinde “Çin'in en çok tıklanan video paylaşım sitelerinden youku.com'da Kurtlar Vadisi Pusu izlenme rekoru kırıyor.” haberi verilmiş, fakat Çinde hangi kesim ve milliyet grubu tarafından izlendiği belirtilmemişti. İşbu haberi okuduğum anda, haberin içeriğinin eksik olduğu, okuyucuya doyurucu bilgi sunmadığı kanısına kapılmış idim.
Çin, bünyesinde resmî olarak tanınan 56 farklı milliyeti barındıran, çok uluslu ve çok kültürlü ülkedir. Dolayısıyla, doğal olarak ülkede sınıraşırı çok sayıda milliyet ve kültür grupları bulunmaktadır. Örneğin, Çin’in kuzeybatısında bulunan ve ülkenin 6/1 bölümünü teşkil eden Xinjiang (Şinciang) Uygur Özerk Bölgesinde, başta bölgenin esas yerlisi ve çoğunluğunu oluşturan Uygurlar olmak üzere Kazak, Kırgız, Tatar, Özbek gibi Türkiye Türkleri ile kan ve kültür bağı olanlar yaşar. Özellikle, Türk dilliler arasında en erken çağlarda yerleşik hayata geçerek şehir medeniyeti yaratmış olan Uygurların ister Hilafet döneminde olsun, ister Cumhuriyet döneminde olsun Türkiye Türkleri ile çeşitli ilişkileri süregelmiştir. Ceditçilik hareketi ekseninde gelişen kültürel etkileşimin izleri, yarım asırlık iletişim kopukluğuna rağmen silinemediği, aksine Uygur tarafınca istekle devam ettirilmeye çalışıldığı bilinmektedir. Uygurların, Türkiye ile ÇHC arasındaki çeşitli ilişkilerde güçlü köprü olma potansiyeli dahil bir çok müsbet konuları maalesef Çinde bulunan bazı Türkiyeli medya temsilcileri tarafınca şuurlu biçimde gözardı edilmiştir ve edilmektedir.
Türk dizilerinden Kurtlar Vadisi ve Kurtlar Vadisi Pusu, odaklandığı olaylar, vermek istediği mesajlar ve sinyallerle ister Türkiyede, ister Türkiye dışında olsun milyonlarca seyirci kitlesini oluşturduğu ise bilinen gerçektir. İşbu dizi dilinin Türkçe olduğu dikkate alınarak, Çinde hangi kitle ve grubun ilgiyle izleyeceği düşünülürse, ilk olarak akla 10 milyon nüfuslu Uygurlar gelecektir. Elbette, Çinde Türkçe bilen farklı milliyetten insanlar vardır, fakat onların sayısı belki sadece ancak yüzler ile telaffuz edilirki, onların özel zaman ayırıp KVP dizisini ilgi ile izleyeceği sosyolojik olarak imkansizdir.
Mâlum olduğu üzere, geçen sene temmuz ayından itibaren Uygur bölgesinin dış dünya ile bağlantısı tamamen kesilmiştir. Uygurların böyle ortamda KVP dizisini büyük ilgi ile izleyeceğini kimse pek düşünemez. Fakat, bu sene ocak ayının sonunda Kaşgar’a akraba ziyareti ve proje çalışması için hareket etmek üzereyken, Korla’da ticaret işleri ile meşgul olan ağabeyime haber vermek için aradığımda, ağabeyimin isteği beni şaşkına çevirdi. O: “Gelirken, Kurtlar Vadisi ve Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin yayımlanmış tüm bölümlerini bana yanında getirirmisin? Azerbaycancasi ve Özbekçesinden izliyorduk, orjinal Türkçesini izleyince farklı tadı oluyormuş, nede olsa Türkçesini de anlayabiliyormuşuz, unutmadan getir...” demişti. Şaşkınlık içinde tekrar tekrar sordum, yanlış değildi ve Kurtlar Vadisini istiyordu. Sadece ilk okul ikiye kadar devam okuyabilen, ticarette tüm çıkış yolları ellerinden alınan, kendi gününü gün etmeye çalışan birinin böyle istekte bulunması sosyolojik açıdan dikkate şayan bir olaydı. 4 saat sonra uçağım kalkıyordu, hemen öğrencilerime sordum, onlar 2 saat içinde 120GB olan 90 bölümlü Kurtlar Vadisi ve 76. Bölümüne kadar yayımlanmış olan Kurtlar Vadisi Pusu’yu her biri 8GB olan 15 DVD’ye yazdırıp getireceklerini söylediler... Çin’in iç bölgelerinde okuyan Uygur öğrencilerin küreselleşme çağındaki fırsatlardan daha fazla yararlanma olanakları vardır. Önceleri “Haps’ten Kaçış/Prison Break”’ı bölüm bölüm izleyen gençlerin artık son yıllarda Kurtlar vadisi’ne kaydığını üniversitemizde okuyan öğrencilerden biliyordum.
İki hafta süren Ürümçi ve Kaşgar ziyaretimiz esnasında, bölgedeki her kesimden çok sayıda insanların Kurtlar Vadisi dizisini ciddi ilgi ve beğeni ile izlediğine, dizinin Uygurlar arasında farklı bir atmosfer ve etkileşim ortamı yarattığına şahit olduk. Dizi senaristleri, oyuncuları veya analistlerinin bile tahmin edemeyeceği düzeyde ilgiyle izlenmesi gerçekten düşündürücüydü. Sosyolojik açıdan yaklaştığımızda, bu hadise, aslında var olan kültürel bağ ve etkileşimin küreselleşme çağında farklı yol ve kanallardan devam ettiğinin güçlü belirtileriydi. Görüştüğümüz aydınlar, esnaflar, işsizler, taksi şöförleri, memurlar hatta düşük dereceli bürokratların hemen hemen tamamı Kurtlar vadisi dizisini izliyordu. Önceleri belirli bir kesim tarafından izlenen dizi, Özbekistan’da Özbekçeye uyarlanarak DVD’ye yazılan versiyonu ve Azerbaycancası bölgedeki kasetciler tarafından korsan baskıyla çoğaltılarak 3-5 yuan’dan (0.44-0.74USD) piyasaya sürülmesi ile hızla bölgenin her yerine ve kesimlerine dağılmıştır. Şimdilik Kurtlar Vadisi/Pusu dizisinin Uygur sahasına ne zamandan itibaren girmeye ve ya yayılmaya başladığı bilinmiyor. En azından Kurtlar Vadisi Irak filminin Uygurca video paylaşim sitelerinde zamanında gözüktüğü, çok geçmeden dili amatör gruplarca Uygurcaya uyarlandığı biliniyordu.
KVP günümüzde Uygur toplumunun hemen hemen her kesitinden insanların izlediği diziye dönüşmüştür. Edindiğimizi bilgilere göre, sadece “Hantilliqlar” (Çin dilli Uygurlar) ve bürokrat Uygurlar en az izliyor ve ya hiç izlemiyormuş. En çok izleyenlerin 15-40 yaş grubundaki liseli, üniversiteli gençler, işsizler, tüccarlar olduğu bilinmektedir. İlk ve orta okul öğretmenlerinin de fazla ilgi gösterdiği bilinir. Cinsiyet dağılımına bakıldığında, erkeklerin ağır bastığı, fakat azımsanmayacak derecede kızların da izlediği Elif karakterinin çok sayıda kızlarca özümsendiğinden anlaşılmaktadır.
Kaşgar ve Ürümçide konuştuğumuz Kurtlar Vadisi/Pusu izleyicileri ve bu durumu gözlemleyen aydınlardan edindiğimiz izlenimleri şu şekilde sıralamak mümkündür:
Polat’taki milliyetperverlik: Polat Alemdârın kendi vatanı ve milleti için her şeyi yapma azmî ve sevgisi, özellikle genç kesimde büyük yankı uyandırmıştır. KVP izleyicilerinin daha çok Polat’ın milliyetperverliği üzerinde durduğu görülmüş, gençler arasında konuşulan, tartışılan önemli konulardan olmuştur. Ayrıca, Polat’ın korkmaz cesareti gençler tarafından beğenilmiştir.
Çakır ve delikanlılık: dizi kahramanlarından Süleyman Çakırda gözüken veya kurtlar vadiside işlenen Türklere özgü delikanlılık anlayışı, aslında Uygur toplumunda var olan değerler olup, son yıllarda kayıbolmaya yüz tutmuştu. Uygur toplumu, son 20 sene içinde dışardan yapılan empoze veya operasyonlarla hızla değişmiş; toplumda var olan delikanlıklık anlayışı, içki ve uyuşturucunun gençler arasında hızla yayılması, milli değerlerin zayıflatılmasıyla önceleri şehirlerde hızla dejenere olmuş, örneğin, Ürümçi’de oluşan “Balangza” kültürü diğer merkezlere yayılmaya başlamıştır. Kurtlar vadisinin Uygur sahasında ortaya çıkması ile orta yaşlılar veya gençlerde Çakırda gözüken delikanlılık ve Mematideki sadakat anlayışı, Uygurlarda var olan Yiğıtlik ve Kadirşinaslık değerlerine yönelik özlemi güçlendirmiş veya onu bizzat canladırmaya başlamıştır.
Ömer Baba ve Sufilik: Ömer baba tiplemesi, özellikle onun hikmet dolu sözleri, anlattığı hikayetler, Uygur toplumunda var olan, fakat bugün artık yok edilen sufileri, hakiki molla-müderrisleri andırmıştır. Uygurlar başta olmak üzere merkezî Asya Türklerinin çocuk eğitimi ve toplumsal terbiyesinde sosyal elitlerin, din büyüklerinin etkisi en başta gelir. Onlar, çoğu zaman dinî hikayetler ve tarihi olayları anlatmak sureti ile olay ve olgulara açıklık getirmeye, karşısındakine yön vermeye çalışırlardı.
Sadakat: KVP’da işlenen en önemli değerlerden biri sadakattır, vefadır. Konuştuğumuz KVP izleyicileri dizi kahramanı Ali’nin (sonradan Polat Alemdar) Ömer Baba ve Nazife Anne’nin öz ana-babası olmadığını öğrendiğinde bile onlara yönelik vefası, sadakatının hiç azalmadığını, sürekliliğini koruduğunu; Polat ekibindekilerin özellikle, Polat, Mematî ve Abdülhey üçlüsü arasındaki bir birine karşı sadakat, kadirşinaslığa hayran olduklarını, Uygur toplumunda böyle değerlerin gevşediği, hatta yok olduğuna karşı üzüntülerini belirtmişlerdir.
KVP ve klasik Türk Filmlerinin karşılaştırılması: Çinde resmî olarak sinema ve TV kanallarında yayımlanan Türk filmleri, geçmişte çok sayıda Uygurları hayal kırıklığına uğratmış Türkiye ve Türkler hakkında olumsuz yargılarda bulunmasına neden olduğu biliniyordu. Yani, bu çeşit filmlerdeki daha çok Batıcı değerleri, içki ve karı konusu hatta şehvet uyandıran görüntüleri kendileri ile ortak kültürü paylaşanlara yakıştırılamamıştır. Kurtlar Vadisinde böyle görüntülerin hiç olmaması veya çok ender oluşu, aksine daha çok Türk kültürüne özgü değerlerin veriliyor olması fazlasıyla çekici olmuştur. Polat’ın eve girerken ayakkabısını çıkarması, gençlerin büyükler önünde el bağlaması veya ceketinin önünü kapatması, kızların, kadınların nispeten uzun etekleri giyişi ve bacak bacak atan görüntülerin az oluşu gibi.
Türkiye Türkçesine yönelik algı: çeşitli nedenlerden ötürü çok sayıda Uygurlar, Türkiyelilerin kendileri ile çok yakın bağının bulunduğunu bilmiyordu. Özellikle, dil ve kültürdeki ortaklık hakkında fikir sahibi değillerdi. KVP dizisinin yaygınlaşması ile sıradan insanlar bile dildeki ortaklık, benzerlikler karşısından şaşkına dönmüş, örf-âdet, davranış tarzı, karakterlerdeki ortaklığı ve ev döşemedeki benzerlikleri keşfettikçe heyecanlanmışlardır. Türkiye Türkçesine özgü olan anlaşılmayan kelimeleri anlamak için sözlükler satın alarak anlamadığı bölümleri tekrar tekrar izleyip anlamaya çalıştığı bilinmektedir. Başlangıçta Kurtlar Vadisi’ni Kürtler Vadisi olarak algıladıysa, daha sonraları Türkiye Türkçesindeki “kurt” sözcüğünün “kurt, böcek”’ten başka gene “börü” manasına geldiğini anlamış, Uygurcadaki “Kort” yani “Kürt” ile alakası olmadığını angılamışlardır. Çok sayıda gençlerin Türkiye Türkçesini tam öğrenmek için ilgili kimselerden ders kitapları ve kaynakları talep ettiğine de şahit olduk.
Kısa süren ziyaretimizde, dizinin nasıl takip edildiği ve nasıl çoğaltılarak dağıtıldığı hakkında bilgi sahibi olamadık, fakat Perşembe akşamı Türkiyede yayınlanan bölümünün ertesi gün Kaşgarda DVD’ye yazdırılarak sokaklarda satılmasını, şimdilik küreselleşme çağındaki iletişim ve teknolojinin sağladığı kolaylığa; hızla özünden uzaklaştırılmakta olan azınlık gruplarının kültürel yoksullukta kendine ait değerleri cani pahasına aramasına bağlayarak anlayabiliriz. Ayrıca, günümüzdeki kültürel etkileşimde medya ve teknolojinin küçümsenmeyecek rolü ve işlevinin bulunduğunu görebiliyoruz.
The Central University for Nationalities
College of Ethnology &Sociology
Department of Sociology
Bu haber toplam 392 defa okunmuştur.